3 Haziran 2010 Perşembe

İstanbul'un Lezzetleri



İstanbul'a gelipte Boğaz manzarası karşısında bir balık yememek olmaz.Tabiki yanında Türklere özgü bir içki olan rakı.Eminönünde balık ekmek yapan teknelerde de yiyebilirsiniz.Tarihi Sarıyer,Yeniköy börekçisinde nefis böreklerin tadına bakabilirsiniz.İşte size İstanbul'a gelipte tadına bakmanız gereken bazı lezetler:
Hacı Abdullah:Türk, Osmanlı mutfağının en şöhretlilerindendir. 400 çeşit yemeği var. Franbuazlı, narlı Türklere özgü yemeğin yanında yenilebilecek kaynatılmış meyvelerden yapılan kompostolar vardır. Ana yemeklerinden en bilinenleri, elbasan tava, kuzu incik, kuzu tandır ve etli dolmalardır.
Hünkar Lokantası’nın ayvalı yahnisi ve irmik helvası:Nişantaşı ve Etilerde iki lokantası mevcuttur.Geleneksel Türk mutfağı yemekleri sunar. Ayvalı yahni tereyağında çevrilmiş iri ayva parçaları kuzu etiyle bir arada pişirilip tarçınla lezzetlendiriliyor. Ve son dokunuş bir kaşık pekmezle gerçekleşiyor. Bir diğer lezzeti ise özel tereyağlı, ılık irmik helvası, tatlıyla hiç alakası olmayanı bile teslim alır. En iyi irmik helvası, en iyi aşure bu lokantadadır. Keçi peyniri ile yapılan zeytinyağlı patlıcan salatası ile paça çorbası da ünlüdür.
Hacı Salih’in imambayıldısı : Yemek çeşitlerinin tümü Türk mutfağındandır.İmambayıldı denilen ve patlıcan sebzesinden yapılan yemeğin en iyi yapıldığı yerdir.
Asitane’nin sebzeli sarması : İstanbul’da Osmanlı mutfağını en iyi sunan yerlerdendir.Sebzeli asitane sarmasında közlenmiş patlıcan ve sarımsaklı köfte, nane asidesi ile servis edilir.
Çiya’nın kirece yatırılmış kabak tatlısı : Kadıköy çarşısındaki Çiya’da maceradan korkmayın. En iyi yöresel mutfak (Güney Anadolu ) buradadır.Kapanışı mutlaka dışı çıtır içi yumuşak olan kirece yatırılmış kabakla yapın. Van yöresinin ayran aşı çorbası, ekşili köfte ( onlar analı kızlı diyor), humus, felafeli, pazı ve borani’yi de deneyin.
Sultanahmet köftesi :Orjinali Sultanahmet’teki Selim Usta’nın dükkanıdır. 3 katlı 200 kişilik tarihi binada köfte, piyaz, salata, turşu ve irmik helvası yiyebiliyorsunuz.
Şampiyon Kokereç:Kokoreç, Anadolu ve Balkanlarda koyunun ince bağırsağından ve bumbardan yapılan şişe sarılarak kor ateşte kızartılan bir çeşit yemektir.En iyisi burda yapılır.
Hacıbekir Şekercisi:Türklere özgü lokum denilen bir çeşit tatlıdır.Fıstıklı,güllü,limonlu,bademli,portakallı gibi birçok çeşidi vardır.
Yemeğin sonunda bir Türk kahvesi içilmelidir.Sakızlı,çikolatalı gibi birçok çeşidi vardır.Ardından kahve falınada bakılabilir.

Bir Şehir Hikayesi Konstantiniyye,İstanbul



“Bir Şehir Hikayesi, Konstantiniyye–İstanbul” İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından öngörülen temel kriterler nazara alınarak hazırlanan özgün bir müzik projesidir. “Tarihin tanığı müzik” konsepti bağlamında İstanbul’un Avrupa uygarlıklarıyla karşılaştığı kırılma noktalarıyla kültürlerarası ve medeniyetlerarası etkileşimleri ve bugünün İstanbul’u ile paralellikleri konu edinmektedir.Dünya ölçeğinde iki büyük medeniyetin; iki büyük imparatorluğun başkentliğini yapan; iki kıtayı, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan noktada, iki büyük dinin büyük metropol kenti İstanbul’da, özgün şehir müziklerinin oluşmasında belirleyici rol oynayan saray müziği, askeri müzik, etnik müzik, dini müzik, Anadolu’dan kente göçlerle doğu ve Arap temalı müzikler gibi kategorik etkiler orjinal tınılarıyla ve kronolojik bir bütünlük içerisinde izleyicilere sunulacak.
*“Bir Şehir Hikayesi, Konstantiniyye–İstanbul” etkinliği 18 Haziran 2010’da Harbiye Cemiltopuzlu Açıkhava Sahnesi’nde gerçekleşecek.

Tarihi Güzellikleri



Kız Kulesi
Boğaz girişindeki kayalık üzerine kurulmuş küçük, şirin bir kuledir. İstanbul’un sembollerinden birisidir. Tarih içinde gözetleme kulesi, deniz feneri olarak kullanılmış, Boğaz girişini belirten bir mihenk noktasıdır.Yüzyıllardır anlatılan farklı efsaneleriyle ünlüdür.Kızkulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye; Ovidius'un kaydettiği bir aşk hikayesi. Zamanında Üsküdar sırtlarında Tarnıça Afrodit adına bir tapınak vardır. Hero'da genç kızların görev yaptığı bu tapınağın rahibelerindendir.
Kulede kumrulara bakmakla görevlidir. Aşka yasaklıdır. Her ilkbaharda doğanın uyanışı adına tapınak çevresinde törenler yapılır, çevre şehirlerden insanlar akın akın tapınağın çevresine gelir, yenilir içilir, aşkı bulamayanlar Afrodit'e mabedinde yakararak aşkı yaşayabilmek için yakarırlar. Bo­ğazın karşı kıyısında oturan Leandros'ta bu törene katılmak için tapınağa geldiğinde Hero'yla karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde kıskanç bir rahip feneri söndürür. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi'nden Boğazın sularına bırakır.

Galata Kulesi
Kule 1349'da Cenovalılarca Galata'yı çevreleyen surların başkulesi olarak inşa edilmiştir. Yapılışı hakkında çeşitli söylentiler vardır. Başlangıçta isa Kulesi olarak adlandırılan kule, Osmanlılar döneminde zindan ve gözlemevi olarak kullanılmıştır. Halic’in, tarihi İstanbul’un, Boğaziçi girişinin ve Asya yakasının benzersiz manzarası en muhteşem şekilde Galata Kulesinden görülür.Galata kulesinin bir hikayeside;Hazarfen çelebi isimli bilgin tahtadan yaptığı kanatlarla rüzgardan faydalanarak İstanbul Boğazını uçarak geçmiştir. Bugün bile Hezarfen Ahmet Çelebi’nin ilk uçuş denemesi, dünya tarafından kabul edilen ve tarihimizde geçen en önemli olaylarından biridir.

Ara Güler'den 1950-1960 yılları İstanbul



İstanbul Avrupa Kültür Başkenti 2010



İstanbul, coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla, dünya metropolleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Genç ve dinamik nüfusu, yaratıcı bir enerji oluşturarak, Türkiye’nin bir aynası olan İstanbul'u dünyanın en dinamik kentlerinden biri haline getirmektedir. İstanbul’da özellikle son yirmi yılda gelişen kültür bilinci, kültür yaşamına da yansımaktadır.
İstanbul.......................

Göğsünde gerdanlık gibi surlar
Surlar ki ne de sırlar saklar
Otağında bir kutlu misafir ağırlar
Eyub el ensar İstanbul
Oturmuş postuna bir derviş gibi
Ağlıyor Ayasofya
Bilmem ne gün ulaşır maksadına
Gülhane de şenlik var, bandolar
Fatih marşını çalar
Sende bütün aşklar, hicranlar İstanbul.
Övülmüş cesur komutan
Fatih Sultan Mehmet Han
Çağ açıp çağ kapatan
Burçlarında Ulu batlı Hasan
O,kutlu insan İstanbul
Asya ve Avrupa'nın eşiği
Medeniyetler beşiği
Bütün dünya sendedir
Tarihin altın harfledir
Boğazlarda vapur, martı sesleri
Ecdat mührüdür camileri
Şehirler sultanısın İstanbul
Kostantina derlerdi adına
Satan bul, İslam bol, İstanbul.

Ataman Ertuğrul


Şair şiirinde de belirttiği gibi Asya ve Avrupa'nın eşiği İstanbul tarih boyunca birçok medeniyet barındıran her köşesinde ayrı bir güzellik olan bir şehirdir.Dünyanın en eski şehirlerinden olan İstanbul bu şehirde yaşayan herkesin söylediği gibi bir kez gelince asla bırakılamaz.Eşsiz Boğazı,tarihi güzellikleri,gizemli duruşuyla her gezdiğinizde farklı bir özellik farkedersiniz.İstanbulda hayat hep çoşkulu,hareketlidir,hayat hiç durmaz,sizide yaşamın akıntısına alır götürür..